İnsan ve doğayı hiçe sayan enerji modeli: RES
İZMİR - Daha fazla kar hırsıyla istihdam, kalkınma, hizmet gibi aldatmacalarla gerçekleri çarpıtan şirketlerin, doğaya ve yaşam alanlarına bir başka saldırı biçimi RES oldu.
Pek çok yerde yaygınlaşmaya başlayan Rüzgar Enerji Santralleri (RES), çevreye duyarlı enerji sistemi olarak görülüyor. Yapılan araştırmalar, özellikle yeni nesil türbinlerin yaşam alanları baz alındığında düz alanlarda en az 2 kilometre, kırsal tepelik alanlarda da en az 3.2 kilometre mesafede yapılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Nedeni ise insan ve doğaya yönelik olumsuz etkileri.
RES ile enerji üretimi yapan 100'den fazla ülkede yaklaşık bir milyon RES tesisi sıralamasında 11 bin civarında kurulu tesis ile Türkiye, Avrupa’da 7’nci, dünya genelinde ise 13'üncü sırada yer alıyor. Pek çok ülke, özellikle sağlığa olumsuz etkileri nedeniyle RES’lerin yaşam alanlarından uzaklıklara kurulmasına dönük yasal düzenleme yapıyor. Türkiye'de ise ucuz maliyeti esas alan şirketler, özellikle köylerin dibine bu santralleri kuruyor. Özellikle Ege Bölgesi'nde yaygın olarak kurulan RES'ler, İzmir'de Karaburun, Çeşme, Bodrum, Kemalpaşa, Çandarlı, Bergama, Çanakkale, Aydın, Muğla gibi yerlerde zeytinliklere, meralara, tarım alanlarına, ormanlık alanlara, kültür ve turizm bölgelerine çok yakın. Ayrıca yerleşim alanlarına da oldukça yakın kurulduğu yerler de bulunuyor.
İNSAN VE DOĞA SAĞLIĞINA ZARARLARI
İnsanlarda bilinen olumsuz etkileri rüzgar türbini sendromu olarak bilinen kulak çınlaması, çarpıntı, asabiyet, bulantı, baş dönmesi atakları gibi sağlık sorunlarına neden olan RES’lerin gürültü, düşük frekanslı ses ve gölge etkileri nedeniyle söz konusu rahatsızlıklara neden oluyor. Türbinlerin kurulması için ağaçlar kesilirken, ekosistem içinde de kimi tahribatlar yaratıyor. Çevre örgütlerinin dikkat çektiği bu durum ise insan kulağının pek fazla hissetmediği ancak diğer canlıların yakından hissettiği düşük frekanstaki sesler, rahatsız edici boyutlara sahip. RES'lerin etrafında bu nedenle birçok hayvan türü barınamıyor.
DOĞA TAHRİBATI
Her bir türbinün dikilmesi için yaklaşık 5 metre temel kazılırken, türbinin etrafına geniş çaplı bir alana beton atılıyor. Çalışma yapan vinçler, kamyonlar ve iş makineleri ortalama bir dönüm alanı tahrip ediyor. Pervanelerin taşınması da yine doğaya zarar veriyor. Yol genişliğinin en az 7 metre genişlikte olması gerektiğinden kimi bölgelerdeki dar yolları genişletmek için ağaçlar kesiliyor. Ayrıca kırsal bölgedeki kimi yollar da asfaltlanıyor. Yine zeytin toza karşı hassasiyeti olan bir meyve. O nedenle yürütülen tüm bu çalışmalar nedeniyle zeytinlik alanlar ciddi biçimde zarar görüyor. Zeytin Koruma Yasası'nda belirtilen "3 kilometre mesafesi" ilkesi ihlal ediliyor.
Türbinlerin her birinde en az 40 kilo mıknatıs kullanılıyor. Bu manyetik alanın yarattığı sağlık problemleri insanların yanı sıra yaban hayatını da etkiliyor. Özellikle kuşlara olumsuz etkileri de biliniyor. Kuşlara etkileri yoğunlukla yaşam alanı kaybı ve azalması, çarpma etkisi, rahatsız olma ve yer değiştirme olarak belirtiliyor.
ALDATMACA BELLİ: HİZMET, KALKINMA, İSTİHDAM
Acele Kamulaştırma Yasası, baz alınarak usulsüz biçimde Akbelen'de yapıldığı gibi enerji yatırımlarında köylünün, yerel halkın tarlası istimlak edilebiliyor. Ağaçlar yok ediliyor, evler tahliye ediliyor. Birçok ekoloji talanında izlenen yollar RES'ler için de geçerli. Şirketler, istihdam, kalkınma, hizmet gibi aldatmacalarla RES'lerin kurulacağı bölgelerde halkın tepkisini bastırma girişimleriyle bu doğaya verdikleri zararı gizlemeye çalışıyor.
MA / İbrahim Açıkyer