ANKARA - Ekonomik zorluklardan en çok etkilenen ve bayramı evde geçirmek zorunda kalan emekliler, kendilerine verilen 4 bin liralık bayram ikramiyesini "sadaka" olarak değerlendirdi.
Ekonomik kriz koşullarında yaşamını sürdürmeye çalışan emekliler, Ramazan Bayramı’nı bayram tadında geçiremedi. Kimi emekliler bayram tatilinde çalışmak zorunda kalırken, kimisi de 9 günlük tatili evlerinde geçirdi. Günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan emekliler, kendilerine verilen 4 bin TL'lik bayram ikramiyesini ise "sadaka" olarak değerlendirdi.
Siyasetin merkezi olan Ankara'daki emeklilerden Mustafa Gündoğdu, 5 yıldır emekli olmasına rağmen ekonomik zorluklar nedeniyle tekrar çalışmak zorunda kaldığını söyledi. Mereş merkezli depremden dolayı Meletî'den Ankara'ya taşınan Gündoğdu, Meletî'deki ailesini ziyaret edip dönmesinin getirdiği ekonomik yük nedeniyle 24 saat mesai yapmak zorunda kaldığını belirtti. Gündoğdu, “Emeklilerin geliri çok düşük, devlet resmen vatandaşına zulmediyor. Böyle bir düzen var. Hiç acıma hissi yok. Milliyetçiliği ve dini kullanarak insanı aldatmak kadar kötü bir şey yok, hakkımı helal etmiyorum. Mecbur hala gelip çalışıyorum. Verilen ikramiye insanların gururunu incitmekten başka bir işe yaramıyor. Düzenin, adaletin ve denetimin olmadığı bir yerdeyiz" tepkisinde bulundu.
'25 YILDIR AYNI HİKAYE’
Öğretmenlik mesleğinde 25 yılı geçirdikten sonra emekli olan Şükran Yılmaz, "Vallahi parasızlıktan sürekli evdeyiz. Bir yere gidemedik, her şey ateş pahası. Bayramda da nerede ucuz bir şey varsa onu kolluyoruz, et için kuyruğa giriyoruz. Şekeri nerede 5-10 daha ucuzsa onu kollamaya çalışıyoruz. Bayram ikramiyesi olan 3 bin liranın, bin lirasını torunlarıma harçlık verdim. Yani bunu ikramiye olarak vereceklerine hiç vermeseler devletin açığını kapatsalar daha iyiydi. Vallahi hükümetin değişmesi lazım. 25 yıldır hep aynı hikayeleri dinlemekten bıktık" diye belirtti.
'EMEKLİ OLANA GEÇMİŞ OLSUN'
Kamu emeklisi Osman Petek, bayram tatilini Ankara'da geçirmek zorunda kaldığını ifade etti. Petek, "Kendi çocukluğumuzdaki bayramlar gibi yaşamak istiyoruz. Çocuklarımıza ve torunlarımıza yansıtmak istiyoruz. Onlar, o bayramları yaşasın istiyoruz, ama şu ekonomik ortamda bu imkanlarla biraz zor oluyor. Bir emekli maaşının 14 bin küsur lira olduğu bir yerde, ev kirası 25 bin, açlık sınırı 22 bin lira. Bu şartlarda 3 bin lirayı çocuğa versen çocuk alınıyor. Ama emekli zaten hiç umursanmadı. Hiçbir emekli de bunu ikramiye gibi görmüyor. Eskiden emekli olan insana 'Hayırlı olsun' deniyordu, şimdi 'Geçmiş olsun' deniyor" şeklinde konuştu.
Emeklilerin rahat bir hayat geçirebilmeleri için maaşlarına en az yüzde 300 zam almaları gerektiğini dile getiren Petek, "Eskiden 'Emekliler asgari ücretin altında maaş alamaz' diye bir kanun vardı, o kanunu kaldırdılar. Her şeyi geriye çevirsinler, her şeyi bozdular. İnsanlar artık mutsuz. Oy verdikleri insanlardan hizmet istiyorlar. Başka bir şey istemiyorlar. Torunlarımız güzel memleketlerde uyansınlar güzel memleketlerde yaşasınlar, sadece bunu istiyorum" diye belirtti.
'HESAP KİTAP YAPARAK GEÇİRDİK'
Memur emeklisi Safiye Kara ise, emekli olmasına rağmen hala çalıştığını dile getirerek, "Bayramda da her şeyin hesabını yaptık. Gönlünce yaşayamıyorsunuz. Şu anda ülkemizde maalesef bayramı bayram gibi geçirebilmek hiç ama hiç mümkün değil. Bayramda hazırlıklarınızı gerektiği şekilde yapmaya gayret ediyorsunuz, ama beyninizin arkasında hep hesap kitap var. Bayram ikramiyesinin adı var kendi yok. Şu koşullarda bunu bir ikramiye olarak bile düşünmek çok yanlış" dedi.