İZMİR - İzmir’deki protesto eylemlerini takip ettiği sırada darp edilerek gözaltına alınan foto muhabir Murat Kocabaş, “Şiddeti gösterdiğimiz için gözaltına alındık” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik 19 Mart’ta gerçekleştirilen operasyon ve belediye başkanlarının gözaltına alınmasıyla başlayan, tutuklamalar sonrası da devam eden protestolar ülke genelinde günlerce sürdü. Başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere birçok kentte yaklaşık iki bin kişi gözaltına alındı, bunların 300’ü tutuklandı.
Protestolar sırasında mesleklerini icra eden gazeteciler de, polis şiddetinden nasibini alanlardan oldu. İstanbul'da yedi gazeteci gözaltına alınıp, tutuklandıktan iki gün sonra tahliye edildi. İzmir'de de gazeteci Yağız Barut, Barış İnce ile foto muhabir Murat Kocabaş, "Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etmek” suçlamasıyla gözaltına alındı. İzmir’de 24 Mart'ta gözaltına alınan 3 gazeteci 27 Mart’ta ise serbest bırakıldı.
Kocabaş, gazetecilere dönük baskılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘GERÇEĞİ VERMEK GÖREVİMİZ’
Protestoların ülkedeki birçok sorundan kaynaklanan öfkenin yansıması olduğunu belirten Kocabaş, İmamoğlu'nun gözaltına alınması sonrası başlayan eylemleri takip etmenin bir sorumluluk olduğunu söyledi. Gazetecilerin şiddete uğramasının yeni bir durum olmadığının altını çizen Kocabaş, "İşimizi yaparken genelde eylemciler ve polis arasında kalıyoruz. Herhangi bir para kaygısı olmadan sahadayız. Çünkü bu bizim işimiz. Kamusal bir iş yapıyoruz ve bunun sorumluluğu ile sahadayız. İnsanlara gerçeği yansıtmak görevimiz. Protestoların başladığı günden ayın 23'üne kadar eylemleri takip edip fotoğraf çektim. Bunun yanında polis şiddetini de çektim. Bayraklı ve Alsancak'ta polis şiddetini ve saldırısını fotoğraflamaya çalıştım" diye belirtti.
EYLEMCİ OLARAK GÖZALTINA ALINDI
Gözaltına alınmasının kendisini şaşırtmadığını dile getiren Kocabaş, şunları belirtti: "Polisle hep bir çatışma içerisinde kalıyorduk. İşimizi engelleyerek insanlara uyguladıkları şiddeti göstermemize izine vermiyorlar. Eylemleri takip ettiğim sıralarda çevik kuvvet polisinin şiddetine maruz kaldım. Gazdan tıkandığım bir anda tekme attılar. 2-3 gün boyunca topallayarak yürüdüm. Daha sonra ‘2911 sayılı yasa’dan bir gazeteci olarak değil de eylemci olarak gözaltına aldılar. İktidar kriminalize ederek kendi gazetecisini yaratmayı hedefliyor. Sansür de bu yüzden yapılıyor. Önceki yıllarda gazetecileri veya kamuoyuna ulaşabilen insanları öldürüyorlardı. Şimdilerde ise öldürmeye yakın şiddet uyguluyorlar. Birçok eylem sonrası vücudumuzda morluklar oluşuyor. Bizim ve İstanbul'daki arkadaşların gözaltına alınması bilinçli bir durumdur. Çünkü oradaki şiddeti en net gösteren biziz. Ya da oradaki protestoları en doğru şekilde kamuoyuyla paylaşan bizleriz. Dünya basını bu şiddeti gördü ama iktidar bunu göstermek istemiyordu. Bu konuda foto muhabirler ve kameramanlar dünyanın pek çok yerinde engelleniyor” ifadelerini kullandı.
Gözaltı yaşadıklarını anlatan Kocabaş, şöyle devam etti: "Dışarıda ne olup bittiği konusunda bilgimiz yoktu. Bir bakıma içeride sansürlendik. Avukatlar bir şekilde haber veriyordu. Türkiye'deki gazetecilerin yalnız kaldığını düşünüyorum. Biz foto muhabirler her ne kadar serbest çalışsa da çektiğimiz fotoğraflar tarih olarak kalabiliyor veya kitleleri hareketlendirebiliyor. Baskılara karşı boyun eğmeden birlik içinde hareket etmemiz gerekiyor. Özellikle sahada çalışan gazetecilerin daha çok önemsenmesini istiyoruz."