HABER MERKEZİ - Cenevre Şehir Belediyesi Yönetim Konseyi üyesi Alfonso Gomez, müzakerelerin başlaması için Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması gerektiğini belirterek, “Gelişecek süreçte tarafları müzakere için Cenevre’de ağırlamaya hazırız” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta kamuoyuyla paylaşılan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın yankıları Kürdistan, Türkiye ve dünyada sürüyor. Birçok kesimden tarihi çağrıya destek geldi. Cenevre Şehir Belediyesi seçimlerinin ilk turunu ikinci sırada tamamlayan ve ikinci tura hazırlanan Yeşiller Partisi adayı aynı zamanda Belediye Yönetim Konseyi üyesi ve önceki dönem Belediye Başkanı Alfonso Gomez, yapılacak belediye seçimleri ve Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece dair ANF’ye konuştu.
ÇAĞRIYI DESTEKLEYEN İMZACILARDAN
Çağrıyı son derece olumlu değerlendirdiğini belirten Gomez, “Barış çağrısını destekleyen imzacılardan biriyim. Cenevre bir insan hakları başkenti, aynı zamanda bir barış başkentidir. Her zaman şunu söylüyorum: Barış hakkında konuşmak, barışı tartışmak isteyen herkese Cenevre’nin kapısı açıktır. Demokratik haklara ve halkların kendi kaderini tayin hakkına saygı duymak isteyenler de burada her zaman hoş karşılanır. Elbette Sayın Öcalan’ın çağrısını memnuniyetle karşılıyorum. Çünkü ne yazık ki, Kürt halkının trajedisi onlarca yıldır devam ediyor. İç savaş ve bir özgürlük savaşı-ki bu savaşı doğru adlandırmamız gerekiyor-yüz binlerce insanın hayatına mal oldu ve tarif edilemez acılara neden oldu. Birçok Kürt, Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı ve başka ülkelerde olduğu gibi İsviçre’de de sığınacak bir yer aradı. Bu nedenle barışa ve çatışmadaki tarafların tanınmasına yönelik her girişim son derece önemlidir. Çünkü barışı sağlamak için bir noktada karşı tarafı tanımak, taleplerini kabul etmek ve bu talepler ile taraflar arasındaki farklılıkları müzakere etmek gerekir. Bu yüzden bu çağrıyı ve girişimi destekliyorum” diye belirtti.
‘TÜRKİYE MÜZAKERE MASASINA OTURTULMALI’
15 yıl boyunca Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin eski bir üyesi ve delegesi olarak Kürdistan’da yaşananları yakından takip ettiğini söyleyen Gomez, “Barışın sağlanması için mücadele ettim. Bunu geçmişteki ve bugünkü mağdurlar adına yapıyorum ve umuyorum ki gelecekte artık mağdur olan kimse kalmaz. Barış yolunda ilerlemek bir zorunluluktur. Türkiye, uluslararası toplumun baskısı altında olmalıdır. Bugün PKK'nin bir ‘terör’ örgütü olduğunu söyleyerek onu kenara iten bir dizi kurum olduğunu düşünüyorum. Ancak aynı zamanda müzakerelere başlama ve silah bırakma yönünde bir çağrı var. Bir anlamda bir barış sürecine girilmesi isteniyor. Bu yüzden bu yaklaşım değişmeli. Bu yüzden uluslararası toplumun bu sürece müdahil olması şarttır. Bu çağrının bir imzacısı olarak, barışa yönelik bu isteği memnuniyetle karşılıyorum. Bu çağrıyı imzalarken aynı zamanda şunu da vurgulamak istedim: Diğer ülkelerden birçok siyasetçi de Türkiye’ye baskı uygulanmasını istiyor ve bu sürecin desteklenmesini talep ediyor. Bugün Kürt halkının barış istediğini ve somut ama bir o kadar da kolay olmayan bir öneri sunduğunu biliyoruz. Onlarca yıl süren çatışmalardan sonra silahları bırakmak, bu kolay bir karar değil. Ancak müzakerelere başlamak için bu adımı atıyorlar. Biz de yetkililerle birlikte elimizden gelen her şeyi yaparak Türkiye’yi müzakere masasına oturtmalıyız” ifadelerini kullandı.
‘ÖCALAN ÖZGÜR OLMALI’
Müzakerelerin başlaması için Abdullah Öcalan’ın özgür olması gerektiğini ifade eden Gomez, şöyle devam etti: “Sayın Öcalan, hapishanede olsa bile müzakerelere başlaması çok önemli. Güney Afrika’da yaşanan örneğe bakalım. O dönemde uluslararası bir talep ve baskı vardı. Güney Afrika hükümeti, Nelson Mandela hapisteyken onunla müzakerelere başladı. Bu görüşmeler sadece Mandela’nın serbest bırakılmasını sağlamakla kalmadı, aynı zamanda müzakere sürecinin devam etmesine de olanak tanıdı. Öcalan’ın serbest bırakılması tartışmaların sona ereceği anlamına gelmez. Aksine müzakerelerin başlaması için önemli bir ön koşuldur. Müzakere etmek istiyorsanız, bir noktada iyi niyet göstergesi olarak bazı adımlar atmalısınız. Bu adımlardan biri de belirli siyasi mahkumların serbest bırakılması. Bunlar arasında Sayın Öcalan’ın da özgürlüğüne kavuşması olacaktır. Böylece taraflar bir masaya oturarak, ‘pekala, şimdi bu süreci nasıl ilerletebiliriz’ diyebilirler. Ancak Sayın Erdoğan’ın mevcut tutumu beni endişelendiriyor. Bu, durumun değişmeyeceği anlamına gelmez ancak şu an için iyimser olmak zor. Eğer taraflar bunu isterse, onları Cenevre’de ağırlamaya tamamen hazır ve açığız. Bu konuda hiçbir şüphe yok. Hatta bu rolü üstlenmekten büyük memnuniyet duyarız. Görüşmelerin ilerleyebilmesi için gerekli tüm imkânları sağlarız. Bu yalnızca Cenevre şehir yönetimiyle sınırlı kalmaz; kanton yönetimi ve hatta İsviçre Konfederasyonu’nun da bu fırsatı değerlendirerek müzakereleri ileriye taşımaya katkıda bulunacaktır.”