Naci Sönmez: Barış ancak demokrasi güçlerinin inisiyatif almasıyla inşa edilir
İSTANBUL - Süreç için hukuki düzenlemelerin yapılması gerektiğini, iktidarın “pişmanlık yasası” gibi bir stratejiden vazgeçmesi gerektiğini ifade eden siyasetçi Naci Sönmez, barışın ancak demokrasi güçlerinin inisiyatif almasıyla inşa edilebileceğini ifade etti.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci devam ediyor. Abdullah Öcalan’ın çağrısı kapsamında Kürt Özgürlük Hareketi birçok adım atarken ikinci aşama olarak tariflenen yasal sürece dair herhangi bir adım atılmaması demokratik kamuoyunun endişelerini arttırıyor.
Yeşil Sol Parti (YSP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Naci Sönmez de adımların atılması için mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
TOPLUMSAL MÜCADELE
Parti olarak Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümünü savunduklarını belirten Sönmez, "O nedenle bugün yürüyen sürecin ağır aksak yanları olsa da bu sürece ket vuracak, engelleyecek ve baltalayacak girişimlerin karşısındayız. Bu aslında bir barış süreci değil. Bizim açımızdan esasen Kürt meselesi etrafındaki şiddet sarmalından ve silahlı mücadelenin yarattığı handikaplardan çıkışı hedefleyen bir değişim ve dönüşüm süreci. Gerek Abdullah Öcalan'ın yaptığı açıklamalar gerekse tarafların ortaya koyduğu beyanlar da buna işaret ediyor. Buradan bir barış çıkmasının temel koşulu toplumsal mücadeleyi güçlendirmektir. Sadece devletle örgüt arasında yürütülecek bir müzakerenin kalıcı barış inşa etmesi mümkün değildir" dedi.
Silah bırakma iradesinin Türkiye'de demokratik siyaset açısından önemli bir fırsat yarattığını dile getiren Sönmez, "Silahların bırakılıyor olması demokratik siyaset alanına önemli bir genişleme potansiyeli içeriyor. Bu nedenle YSP olarak süreci sonuna kadar destekliyoruz. Ancak barışın inşasını sağlayacak olan halkların ortak mücadelesidir" dedi.
‘İKTİDAR SÜRECİ ARAÇSALLAŞTIRIYOR’
Silahların bırakılmasının demokratik siyasetin güçlenmesi açısından önemli olduğunun altını çizen Sönmez, “Devletin ve mevcut iktidar blokunun bu meseleyi biraz araçsallaştırması bir eksikliktir. Seçim hesabı yaparak, Kürt Hareketi’ni geriletmeyi, kazanımlarını tartışma konusu haline getirmeyi amaçlayan bir strateji izleniyor. Müzakerelerde bu başlıkların boşlukta kalması sürecin en önemli eksikliklerinden biridir” diye konuştu.
‘DİZ ÇÖKTÜRMEYİ HEDEFLEYEN STATEJİ YÜRÜTÜLEMEZ’
Sönmez, sözlerini şöyle sürdürdü: “PKK kendisini feshettikten ve silahlı mücadele dönemini kapatma iradesi gösterdikten sonra devletin de sahici adımlar atması gerekiyor. Binlerce PKK militanı ne olacak? Cezaevlerinde hasta tutsaklar başta olmak üzere infaz süresi dolmasına rağmen tahliye edilmeyen binlerce insan var. Bu süreç ‘pişmanlık yasası’ gibi diz çöktürmeyi hedefleyen bir stratejiyle yürütülemez. Burada sahici adımlara ihtiyaç var. AİHM kararları uygulanmalı ve toplumun önüne gerçek bir barış umudu konulmalıdır.”
ÇERÇEVE YASA GÜNDEMİ
Çerçeve yasa tartışmalarına da değinen Sönmez, "Bugünlerde çerçeve yasa konuşuluyor ancak belli ki orada da birtakım krizler var. Devlet, örgüte prim vermemek adına toplumsal beklentileri boşa düşüren bir hazırlık içerisinde. Bunun kabul edilebilir bir yanı yok. O yüzden süreç şu anda riskleri de içinde barındıran bir şekilde ilerliyor” dedi.
DEMOKRASİ GÜÇLERİ İNİSİYATİF ALMALI
Yaklaşık 50 yıllık çatışmalı sürecin toplumda derin bir güvensizlik yarattığını ifade eden Sönmez, "AKP karşıtlığına sıkışmış bir muhalefet hattı bu sürecin iktidara yarayacağını düşünerek, barışı toplumsallaştırma konusunda yeterince güçlü davranmıyor. Oysa bugün bütün demokratların, yurtseverlerin, sivil toplumun ve demokrasi güçlerinin inisiyatif alması gerekiyor. Barış ancak böyle inşa edilebilir" diye konuştu.
SÜREÇ VE AKTÖRLER GÜVENCEYE ALINMALI
Sönmez, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin yalnızca siyasi açıklamalarla ilerleyemeyeceğinin dile getirerek, “Bu süreç kamuoyuna yapılan ajitatif ve propagandatif açıklamalarla tek başına yeterli değil. Hukuki çerçeve oluşturulmadan bu süreç başarıya ulaşamaz, yürütülemez. Öncelikle hukuki bir çerçeveye kavuşturulması gerekiyor. Örneğin bugün İmralı'ya yapılan görüşmeler, gidip gelen insanlar yarın yargılanabilir durumda. Bu nedenle hem görüşmelerin hem de sürecin içinde yer alan aktörlerin hukuki güvenceye alınması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Çıkarılması gereken yasalara dair değerlendirmelerde bulunan Sönmez, “Silahları bırakıp Türkiye'ye dönecek insanlar için yaşamlarını yeniden kurabilecekleri hukuki düzenlemeler yapılmalı. Hiç kimse yıllarca cezaevinde yatmak için geri dönmez. Bunun yasal ve hukuki çerçevesi açık bir şekilde oluşturulmalı ve topluma da anlatılmalıdır" diye konuştu.
ABDULLAH ÖCALAN’IN STATÜSÜ
Abdullah Öcalan'ın durumunun da hukuki çerçevede ele alınması gerektiğinin altını çizen Sönmez, "Milyonlarca insanın doğal önder kabul ettiği bir kişilikten bahsediyoruz. Sürecin ana aktörü olarak muhatap alınan Abdullah Öcalan hakkında mutlaka hukuki düzenleme yapılmalıdır. Abdullah Öcalan gazeteciler, siyasetçiler ve kanaat önderleri İmralı'da görüşebilmelidir. Süreç ilerledikçe ‘umut hakkı’na kadar uzanacak hukuki düzenlemeler de gündeme gelmelidir" dedi.
SÜREÇTEKİ ÇELİŞKİLİ YAKLAŞIMLAR
Sönmez, sürecin Türkiye'nin genel demokratikleşme sorunlarından bağımsız ele alınamayacağını belirterek, ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve siyaset yapma hakkı konusunda da kapsamlı adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Sönmez, "Bir tarafta barış diyeceksiniz, diğer tarafta toplumsal muhalefete yönelik baskıları sürdüreceksiniz. Bu bir çelişki olur. CHP'li belediyelerden DEM Partili siyasetçilere kadar yürütülen baskı politikaları sona ermeli, yargı bağımsız hale getirilmeli ve siyaset alanı özgürleştirilmelidir. Bunlar yapılmadan demokratikleşmeden söz edilemez” diye belirtti.
ORTADOĞU’DAKİ GELİŞMELER
Ortadoğu’daki gelişmelerin Türkiye’deki süreci de etkilediğini sözlerine ekleyen Sönmez, "Bunu en iyi Rojava'da, Suriye'nin yeniden dizaynında gördük. Orada hala sıkıntıları olan bir süreç ilerliyor. Doğal olarak İran'da da Türkiye'de de bunun yansımaları oluyor. Biz bunları birbirinden bağımsız görmüyoruz. Ortadoğu ve dünya yeniden şekillenirken Türkiye de yeniden şekilleniyor, diyebiliriz. Buradaki en kritik mesele Kürt Hareketi’nin demokrasi mücadelesindeki mevzilerini Türkiye'nin, dünyanın ve Ortadoğu'nun demokratikleşmesi açısından bir kazanıma dönüştürmektir. O yüzden biz muhalefet içerisinde yürüyen Kürtlersiz çözüm, Kürtlersiz demokrasi, Kürtlersiz siyasal birlik ve ittifak gibi yaklaşımların uzağındayız. Kürtler olmadan ne Ortadoğu ne de Türkiye demokratikleşme açısından sahici adımlar atabilir" ifadelerine yer verdi.
HUKUKİ ÇERÇEVE VURGUSU
Sönmez, sürecin başarıya ulaşmasının hem demokratik kamuoyunun sahiplenmesine hem de devletin atacağı somut hukuki adımlara bağlı olduğunu belirterek, "Demokrasi güçleri birlikte mücadele etmeli. Devlet ise artık bu işi uzatmadan hukuki çerçeveyi oluşturmalı ve demokratik siyaset zeminini güçlendirmelidir. Biz de mücadelemizi bu doğrultuda sürdüreceğiz" dedi.
MA / Helin Özgün