İzmir’de Gimgim ve Kanîreş’teki JES projelerine tepki
İZMİR - Mûş ve Çewlîk’teki JES projelerine karşı Gimgim ve Kanîreş halkının başlattığı direniş 101’inci gününe girerken, İzmir’de JES projelerine tepki gösterildi.
Karlıova Yedisu Kültür ve Dayanışma Derneği, Mûş’un Gimgim ve Çewlîk’in Kanîreş ilçelerinde yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santrallerine (JES) karşı İzmir’de basın açıklaması gerçekleştirdi. “Susma haykır direniş haktır”, “Havama suyuma toprağıma dokunma” sloganlarının atıldığı eylemde açıklamayı kitle adına Karlıova Yedisu Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Nilüfer Uygun okudu.
Sömürgeci kapitalizmin Gimgim ve Kanîreş halkının ortak yaşam alanlarına, tarihsel mirasına ve gelecek nesillerin yaşam hakkına göz koyduğunu belirten Nilüfer Uygun, “H2 Enerji / İGNİS şirketinin 2021-2022 yılları arasında Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yürüttüğü fizibilite çalışmaları sonrasında; 2023 yılında Varto'nun 16, Karhova'nın Kaynarpınar dâhil 4 köyünü kapsayan ÇED süreçleri hukuksuz biçimde onaylatılmıştır” ifadelerini kullandı.
‘HAVAMA SUYUMA TOPRAĞIIMA DOKUNMA’
Kurulması planlanan jeotermal santraller ve açılacak 13 adet poligon; vadimizin, köylerimizin ve ekosistemimizin tam kalbine yerleştirilmek istendiğini dağdaki geyik, havadaki kuş, tarladaki mahsulün zehirleneceğini söyleyen Nilüfer Uygun, “Santraller faaliyete geçtiğinde çevreye salınacak zehirli gazlar, ağır metaller ve akışkanlar doğal dengemizi geri döndürülemez biçimde yok edecektir. Doğamızın zehirlenmesi, önümüzdeki süreçte her ailenin en az bir kanser hastasıyla mücadele etmek zorunda kalması anlamına gelmektedir. Vadimizin dar ve dik bir coğrafyaya sahip olması nedeniyle, bağların ve yerleşimlerin ortasına kurulacak santrallerin çıkaracağı yüksek desibeldeki gürültü, bölgede yaşamı çekilmez kılacaktır. Sondaj marifetiyle yer altından çıkarılan kimyasal çamurların depolandığı pasa alanları, başlı başına patlamaya hazır birer kimyasal bombadır. Şirketlerin yüksek maliyetten kaçınarak akışkanı yer altına geri basma (rejenksiyon) işlemini doğru yapmaması durumunda, yer altında devasa boşluklar oluşacak ve şiddetli arazi çökmeleri yaşanacaktır. Açılacak poligonlar ve inşa edilecek yapılar, halihazırda dar olan arazilerimize sığmayacaktır. Bu durum, köylülerimizin evleri dahil tapulu mülklerinin kamulaştırılması, halkın topraksızlaştırılması ve köylerinden göçe zorlanması demektir” dedi.
MÜCADELE VURGUSU
Proje sahası, jeolojik açıdan dünyanın en riskli ve aktif fay sistemlerinden biri olan Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) ile Doğu Anadolu Fay Hattı'nın (DAF) ayrıştığı ve kesiştiği Karhova Üçlü Eklemi üzerinde olduğunu belirten Nilüfer Uygun, “1949 yılında merkez üssü Licik olan 7.5 büyüklüğündeki yıkıcı depremden bu yana bölgede bu ölçekte bir kırılma yaşanmamıştır. Bilim insanları Karlıova ve Erzincan fay hatları üzerindeki enerji birikimine dikkat çekerken, yer altına uygulanacak yüksek basınçlı enjeksiyonlar büyük depremleri tetikleme riski taşımaktadır. Uzmanlar, bu hassas bölgede yapılacak derin sondajların ve müdahalelerin 10-15 yıl içinde vulkanik/mamatik aktivasyonlanı tetikleyebileceği uyarısında bulunmaktadır. Böyle bir riskin göbeğinde jeotermal santral kurmak, açıkça felakete davetiye çıkarmaktır. Tüm bu hayati tehlikelere karşı Varto'da başlatılan meşru ve yasal direnişimiz bugün itibarıyla 100. gününe girmiştir. Varto Çalıdere Köyü'nde yakılan direniş meşalesi, bugün Kaynarınar Köyü'nde kurulan yeni nöbet çadırıyla birleşerek Varto ve Karlıova'nın sarsılmaz ortak iradesine dönüşmüştür. Şirketin kolluk kuvvetleri eşliğinde Cuma ve Pazar günleri başlattığı şantiye kurma ve kazı girişimleri, halkımızın kitlesel ve kararlı duruşuyla durdurulmuştur. Şirketler ve ortakları coğrafyamızı tamamen terk edene kadar meşru ve hukuki mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.