Ferat-Der: Dil ulustur, kökünden uzaklaştığında ulus da yok olur
SEMSÛR - Kürt Halkı'nın Türk, Arap ve Fars diliyle değil, ancak Kürtçe ile var olabileceğini belirten Ferat-Der Eşbaşkanı Kazım Turhal, "Dil ulustur. Dil yok edildiği zaman ulusta köklerinden, kültüründen uzaklaştırılarak yok edilir" dedi.
Semsûr'da 2019'da kurulan Ferat Dil ve Kültür Araştırmalar Derneği (Ferat-Der), Kürt dil ve kültürüne yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Düzenlediği panel, festival ve yaptığı açıklamalarla Kürt dili ve kültürünü yaşamın her yerinde var etmeye çalışan Ferat-Der, 21 Şubat Dünya Anadil Günü için düzenleyeceği etkinliğe hazırlanıyor. Çalışmaları hakkında bilgi veren ve anadilin önemini değerlendiren Ferat-Der Eşbaşkanı Kazım Turhal, 2019'dan beri kentte aktif bir şekilde çalışma yürüttüklerini belirtti. Turhal, Kürt dili ve kültürü üzerine eğitim kursları ve atölyeler düzenlediklerini ifade ederek "Hali hazırda iki kursumuz devam ediyor. Bu kurslarımız asta yekem dediğimiz birinci basamak seviyesindedir. Her sınıfımızda 10 öğrenci var. Talep doğrultusunda yeni kurslarda açıyoruz" dedi.
'KÜRT HALKI, KENDİ DİLİYLE VAR OLABİLİR'
Semsûr başta olmak üzere Kürdistan'da yaşanan güncel olaylara ilişkin açıklamalarla sürece dahil olduklarını ifade eden Turhal, "Dil ulustur. Dil yok edildiği zaman ulusta köklerinden, kültüründen uzaklaştırılarak yok edilir. Bunun için dil bizim için çok önemli ve kritiktir. Kürt halkı, Türk diliyle veya Arap, Fars diliyle var olamaz. Kürt halkı, kendi diliyle var olabilir" diye konuştu.
Semsûr'da 6 Şubat'ta yaşanan depremde anadilin ve çok dilliğinin hayati öneminin bir kez daha açığa çıktığını kaydeden Turhal, "Bizim yaşadıklarımız kimsenin başına gelmesin. Fakat bu süreçte ana dilin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Depremde binaları yıkıldı, insanlar enkazlar altında kaldı. Özellikle yaşı ilerleyen insanlarımız yardıma gelenlerle iletişim kuramıyordu. Kendi yaralarını ve ihtiyaçlarını ifade edemiyordu. İnsanların çocukları kayıptı; ama iletişim sorunundan dolayı bağlantı kuramıyordu. Çünkü yardıma gelenlerde Kürtçeyi bilmediği için insanlarla iletişim sorunu yaşıyordu. Bu sorun hastanelerde de çokça yaşandı. Burada anadil ve çok dilli hizmetin hayati önemi bir kez daha açığa çıktı" ifadelerini kullandı.
'TÜRKİYE'DE KENDİ ANADİLİMİZLE YAŞAYAMAMIZ BÜYÜK YARADIR'
Türkiye'de Kürt kimliğinin resmi olarak tanınmak istenmediğini dile getiren Turhal, "Türkiye, Kürt halkını resmi olarak tanımak istemiyor. Kürt halkının dilini ve kimliğini asimile ederek bir halkı yok etmek istiyor. Kürt halkı ne kadar inkar edilse de bu hakikat Başûr'da, Rojava'da ve Bakur'da her zaman karşılarına çıktı ve çıkmaya devam ediyor. Maalesef milyonlarca Kürt olarak yaşadığımız Türkiye'de kendi anadilimizle yaşayamamamız büyük bir yaradır. Bu aynı zamanda devlet içinde bir sorundur. Bizi kabul etmediği için kendi içindeki demokrasiyi inşa edemiyor. Şimdi yeni bir süreç var. Bu çok önemli bir sürecin başat koşullarından biri de şiddet yollarının terk edilmesidir. Kürt sorunun çözümü demokratik yollarla çözülmesi önemli ve kıymetlidir. Biz Kürtler, dilimizi istiyoruz. İlkokuldan üniversiteye kadar eğitimde Kürt dilini istiyoruz. Bütün resmi kurumlarda dilimizi istiyoruz. Çok dilli bir sistem olsun. Laz, Çerkes ve diğer halkların da dili olsun" şeklinde konuştu.
'MÜCADELEMİZİ DİLİMİZLE YÜRÜTMELİYİZ'
Bir dilin korunması ve geliştirilmesi için kurumsallaşmanın önemine değinen Turhal, "Bizlerin kendimize ve dilimize sahip çıkmamız gerekiyor. Mücadelemizi başta kendi dilimizle yürütmeliyiz. Siyasetçilerimiz, öncülerimizin kendi anadilini daha yaygın kullanması gerekiyor. Yine ailelerimizin de çocuklarını ilk olarak Kürtçe beslemesi gerekiyor. Çocuklarımız ilk olarak kendi anadillerini öğrensin, daha sonra başka dilleri öğrensinler" diye ekledi.
MA / Ömer Akın