Çakıroğlu: Cumhuriyetin 2'nci yüzyılının kurucularından biri Abdullah Öcalan olacak

img

HABER MERKEZİ - Cumhuriyetin ikinci yüzyılının kurucularından birisinin Abdullah Öcalan olacağını söyleyen gazeteci Gürkan Çakıroğlu, “Abdullah Öcalan’ın 30 yıl önce söyledikleri ile bugün söyledikleri yüzde yüz aynıdır” dedi. 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla başlayan süreç devam ediyor. Sürecin bugünlere kadar gelmesinde en büyük rol oynayan Abdullah Öcalan oldu. 
 
Gazeteci-yazar Gürkan Çakıroğlu, süreci Yeni Yaşam Gazetesi’nden Nezahat Doğan’a değerlendirdi. 
 
Çakıroğlu, “Türk’ün özünü önümüze koydu. Türk’ün töresi neyi emrediyorsa, Oğuz’un töresi neyi emrediyorsa Devlet Bahçeli onu yaptı. Ne diyordu Oğuz’un töresi ve Türk’ün anayasası? İl gider, töre kalır. Kutsal olan devlet değildir. Kutsal olan adalettir, hukuktur. Hukuk adaleti de aşan bir kavramdır. Bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti’ni konuşuyoruz, 1923’te ilan edildi ama içinde yaşadığımız rejim 1925’te kuruldu. Bu rejimin iki temel sacayağı var. Birincisi Kürt yoktur, ikincisi Müslüman Türk yokmuş gibi davranmak. Batılı yaşam tarzına asimile olan ve medeniyetten, moderniteden anladığı da tamamen birçok açıdan etek boyundan ibaret kalan yani şekilci bir modernizasyondu bu. İçinde demokrasi yok, içinde hukuk yok ve bu yıkılıyor. Yani 1925’te kurulan rejim 2025 itibarı ile yıkılıyor. Bunun neticesinde bu ara dönemin kapandığını yavaş yavaş görüyoruz. Bunun da sancıları yaşanıyor kendi içerisinde. Daha geniş perspektiften bakarsak ben Türk’ü ve Kürt’ü bir görmem ama birlik görürüm. Birleştirmek biraz problemli bir tabir olmaya yüz tuttu artık içinde bulunduğumuz çağda. ‘Birlik olmak’ bundan çok daha kıymetlidir” dedi. 
 
‘UZATILAN ELİN ABDULLAH ÖCALAN’IN SIKMASI KIYMETLİ’
 
Yeni bir düzenin kurulduğunu belirten Çakıroğlu, “100 yıl önce yapay olarak çizilen sınırlar değişecek. Önümüzdeki 50 yıllık takvimde görünen bu. Devletin içerisinde bir kanat bunu gördü ‘Biz ne yapabiliriz?’ diye. İşte bundan dolayı düne kadar ip attığına bugün el uzatıyor Devlet Bahçeli. Ne olursa olsun o eli uzatmak kıymetli. Ama uzatılan o eli Abdullah Öcalan’ın sıkması çok daha kıymetli. Çünkü artık son aşamaya gelindiğini görüyoruz. Kürtlerin varlığı ve Kürt modernizasyonu… Kürt modernizasyonunun Türk ve diğer modernizasyonlardan farkı devletsiz modernleşme olması. Ulus devletin yıkıcı yanlarına bulaşmadan kendi içerisinde bir halkın kendi modernizasyonunu bu kadar kısıtlı imkânlara rağmen başarabilmesi, tetikleyebilmesi ve varlığını ayakta tutabilmesi muazzam bir şey” diye belirtti. 
 
‘ARTIK TERİF VE TERKİP DÖNEMİ’
 
Çakıroğlu, “Bir toplumsal sözleşme ve rıza ekseninde oluşacak bir devlet sistem mi” sorusuna, “Bundan bahsediyorum ve daha ilerisini söylüyorum. Biz Türkler olarak bin yıl önce hem İslam’ın hem de mevcut devlet yapısının yükümlülüğünü üstümüze aldık. Bunu biz yürüttük. O dönem Arap ve Fars kendisini dayatıyordu. Türk bu dayatmaya karşı isyan etti ve biz Selçuklularla, sonra Anadolu Selçuklularla, sonra Osmanlılarla kendi içimizde 300-400 yıl onlar götürdüler. Ondan sonraki son 200 yılımız yine maalesef çok kötü geçti. Şimdi bu son 200 yıllık tedhiş ve tefrika dönemini kapatıyoruz. Artık terif ve terkip dönemi. Yani uzlaşacağız, birleşeceğiz ve bambaşka bir yapı ortaya çıkaracağız. Artık bin yıldır Türk’ün yürüttüğü yükümlülük muhtemelen Kürtlerin olacak. Yani Türkiye yüzyılı, Kürtler üzerinde yükselecek. Türkiye Cumhuriyeti devletini hukukla, demokrasiyle ve refah ile yükseltecek olan ana akım, ana lokomotif kimlik Kürtler olacak. Şimdi bu anlamda Öcalan’ın ne yapacağı çok büyük önem arz ediyor” yanıtını verdi. 
 
‘PKK KAZANDI’
 
Cumhuriyetin ikinci yüzyılının kurucu babalarından birisinin Abdullah Öcalan olacağını söyleyen Çakıroğlu, “İçinde bulunduğunuz ortam, büyüdüğünüz ortam zaten korkunç bir propaganda makinesi. Yaşanmış acılar var ve bu acıların yarattığı çok yoğun bir tahribat var. Bir ülkede isyan olursa devlet iki şekilde reaksiyon gösterir; ya anlamaya çalışır ya ezmeye çalışır. Ezmeye çalışırsa çok büyük katliamlar olur. Ve bu katliamlar neticesinde ezmeye çalıştığı kesim ayakta kalırsa o kazanmış demektir. Bu anlamıyla da zaten PKK kazandı. Çünkü ayakta kalmak bile çok zor iken PKK ayakta kalarak kazandı. Barış kaybedeni olmayan bir anlamdır diyoruz ya; barış bu şekilde olursa bir anlam ifade eder. Diğer türlü olur, yani barışın kaybedeni olursa bu bir sonraki büyük savaşın gerekçesi olur sadece. Bugün geldiğimiz noktada bir Türkiye yüzyılı vaadi söz konusuysa, Türkiye’ye müreffeh bir gelecek vaat ediyorsa bunda PKK’nın payı mümkün. Çünkü PKK ayakta kalarak mevcut devlet yapısına, mevcut devlet terörüne direnerek kazandı. Aslında PKK’nın kazanması başta da Türkler olmak üzere tüm Türkiye halklarının kazandığı anlamına geliyor. Bu noktada PKK kazandı diyoruz ve şimdi sıra devletin kazanmasında” diye konuştu. 
 
‘DEVLETİN DE KAZANMASI İÇİN ANLAMASI GEREK’ 
 
Devletin de süreci anlayarak kazanacağını kaydeden Çakıroğlu, “Anlayarak kazanacak. Devletin kazanması için anlaması gerekir, anlaması için de Kürt vardır kardeşim diyeceksin, Kürtçe vardır diyeceksin. Kürtçe anadilde eğitim haktır diyeceksin. Ben bunu bir Türk devrimi olarak görürüm. Büyük Türk Devrimi ancak ve ancak Kürtçe ile mümkün. Eğer Türkiye Cumhuriyeti devleti Kürtçenin önünün açılması adına emek sarf ederse Türkiye’de Kürtçe ama Balkanlardan Çin Seddi’ne kadar da Türkçe konuşulacak. Numan Kurtulmuş ağzının ucuyla ürkek bir iki Kürtçe kelam edince bile sesler yükseldi.  Yani anlamak, kavramak gerek. Sonrasında fütüvvet gerek. Yani cesaret. Cesaretle adil olanın yanında durmak gerek. Bizim kendimizi aşmamız için Kürtçenin varlığını kabul edip, onun kanallarını açmamız gerekiyor. Kürtçenin bu coğrafyanın en güzel, en önemli, en büyük dillerinden birisi olabilmesi için üzerindeki tazyikin kaldırılması yeterli. Başka türlüsü mümkün değil” diye kaydetti. 
 
‘BEN KÜRT OLSAYDIM DAĞA ÇIKARDIM’
 
“Ben Kürt olsaydım dağa çıkardım. Bu konuda ufak bir tereddüdüm yok” diye Çakıroğlu, “Dil onurdur, dil şereftir. Kimlik şereftir. Ben Türklüğüme dokundurmam. Eğer dediğim gibi burası Türkiye değil de Kürdiye olsaydı ve ben Isparta’da, Maraş’ta veya İzmir’de yaşayan bir Türk olsaydım dağlara çıkardım. ‘Ferman padişahınsa dağlar bizimdir.’ Öyle bir dünya yok! Sen benim dilime dokunamazsın. Türklerin Kürtlerle bir sorunu yok. Devletin Kürtlerle bir sorunu var. Türk’ün varlığının özü, tekrar diyorum “il gider, töre kalır” demektir. Yani kutsal olan devlet değil, hukuktur. Töre hukuktur. Bugün geldiğimiz noktada Türk Allah’tan çok devletten korkuyorsa bu hukukun katledildiği anlamına gelir” ifadelerini kullandı. 
 
‘ABDULLAH ÖCALAN BİR ADIM ÖNDE’
 
“Neden Cumhuriyetin ikinci yüzyılında kurucu babalar diyorsunuz ancak Abdullah Öcalan’ı Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’nin önüne koyuyorsunuz” sorusuna, “Bahçeli’den ve Erdoğan’dan önce birinci sıraya koyuyorum çünkü Öcalan bu işe kafasını yormuş ve hayatını vakfetmiş. Savaşırken bile barışı, inşayı düşünmüş, bunu nasıl yapacağımızı düşünmüş. Devlet Bey’in ve geldiğim Türk milliyetçiliğinin buna dair okumaları çok az ve sığ. Tayyip Bey dediğiniz kişi de tamamen koltuğa endeksli bir figür. Temel içgüdüsü bu. O yüzden Öcalan’ı işin teorik noktasında kurucu babaların bir adım önüne koyuyorum. Ama diğerleri olmadan da bu iş olmaz” cevabını verdi.
 
‘ZEHİRLİ DİLİN SORUMLUSU DEVLETTİR’
 
Kullanılan zehirli ve keskin dilin değişmesinin tek sorumlusunun devlet olduğunu kaydeden Çakıroğlu, “Çünkü bizim toplumumuzun, özellikle Türkler ve Kürtlerin de genelde tümdengelimli bir yapısı var. Yani bir kanaat önderine ve lider dediği bir figüre bir kere güvendiyse tamam. O saatten sonra kendisi onun gösterdiği istikamete göre keskin dönüşler olsa bile yol alıyor. Bu açıdan da Bahçeli’nin söylemi muazzam derecede kıymetliydi. Bütün diyalektiği değiştirdi, bütün paradigmayı değiştirdi. Öcalan’ın 27 Şubat’ta bunu tahkim etmesi işi bambaşka bir noktaya getirdi. Şimdi üç kurucu babadan ikisiyle alakalı birer tarih atıyorum. 22 Ekim ve 27 Şubat… Üçüncü kurucu baba Tayyip Erdoğan Bey. Kendisiyle ilgilenen bir tarih var mı? Şu anda yok. Tayyip Erdoğan’ın da final yapma arzusu olacaktır muhakkak. Finali ben yapayım diyecektir” ifadelerini kullandı. 
 
‘SURİYE’DE ŞARA’NIN YANINDA DEĞİL MAZLUM EBDÎ’NİN YANINDA OLMAN GEREK’
 
Suriye’de yaşanan gelişmelerin süreci etkilediğine dikkati çeken Çakıroğlu, “Oraya gelemememizin sebebi de biraz Tayyip Erdoğan. Suriye özelinde çok problemli bir yapı var bu sürece dair. Hakan Fidan bugün hala işte Suriye’nin birlik ve bütünlüğü bizim için çok önemli diyor. Bu bizim devletin Stockholm Sendromu. Sykes Picot ile bölünen suni yapay sınırları tahkim eden her dil ve siyaset emperyalizme hizmet etmenin ötesine geçmez. Sen onlar Sykes Picot ile bölmüş, ben Bahçeli – Öcalan ile yeni bir paradigmada birleştireceğim demen gerekiyorken; Suriye’de Şara’nın yanında değil, Mazlum Abdi’nin yanında olman gerekiyorken; tıpkı 10 yıl önce TSK tankları IŞİD ile mücadelede SDG ile beraber olması gerekirken, bu senin acizliğini ve politikanın yanlışlığını gösterir. Buradaki amaç aynı şey, aynı korku, aynı kompleks. Daha ifade ettiğim telif ve terkip politikasından uzak, korku ve kompleks ile hareket edildiğini gösteriyor. Bugün Bahçeli’nin açıklamalarında da altının çizildiği yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Biz bu dünya düzeninde geçmişteki acılar ve komplekslerle hareket edersek kaybedeceğiz ve bütün coğrafya kaybedecek. Öcalan bunu 30 sene önce çözmüş; Kürtleri ulus devlet yaparak İsrail’in uydusu haline getirmeye çalışacaklar. Kürtleri mahvedecekler. Tıpkı bu şekilde Türkleri mahvettikleri gibi. Bizim Türk olarak birçok noktada; demokrasi, hukuk ve insan hakları noktasında, refah noktasında bu kadar geri olmamızı neyle açıklayacağız biz” diye sordu. 
 
‘TÜRKİYE GÜÇLÜ OLABİLMEK İÇİN KÜRTLERİN DE DEVLETİ OLMAK ZORUNDA’
 
“Abdullah Öcalan ‘Biz İsrail’le değil, Türkiye ile bu sorunu çözmek istiyoruz’ sözlerinin hatırlatılması üzerine Çakıroğlu, “Doğal. Çünkü yapay değil. İsrail’le Kürdistan ulus devletini kursan bile ilişki yapay olacak. Birçok noktada kültürler farklı, töreler farklı, yaşam biçimleri farklı. Geçmiş bir hikâye yok. Korkunç bir soykırım var orada. Türkiye bu soykırıma neden aciz kaldı? Çünkü Türkiye Kürtlerin de devleti değil. Türkiye güçlü olabilmek için Kürtlerin de devleti olmak zorunda. Kürtlerin de devleti olan bir Türkiye olsaydı, bugün İsrail Gazze’de o soykırımı yapamazdı. Abdullah Öcalan ‘Bizim derdimiz devlet yıkmak değil, devlet kurmak değil, devletin içerisinde var olmak, devleti demokratikleştirmek, yeni bir sistem oluşturmak’ diyor. Her türlü adımlar atıldı. Örgüt silah da bıraktı geri de çekildi. Bu anlaşılması zor bir şey mi? Bu kazan kazan süreci… Şimdi kazanma sırası devlette. Devletin de kazanabilmek için anlaması gerekiyor. Bu yüzden de artık bugünün sorusu “PKK geri çekilecek mi?” değil.  “PKK’lılar artık geri dönecek mi?”. Çünkü onlar bu vatanın çocuğu. Onlar Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşı. Onların itiraz ettikleri hususlar hukuksuzluğa, adaletsizliğe dairdir. Devlet terörüne dairdir. Bu dil artık kalkacak. Çünkü bu artık gerçek anlamda Türk ve Kürt için bir beka problemi. Geldiğimiz çağda yeni bir yüzyıl inşa ediliyor ve yeni şeyler söylenecek. Daha da ileri götürüyorum. Üç büyük barışa gebe bu topraklar” şeklinde konuştu. 
 
‘EN KOLAYI TÜRK’ÜN KÜRT İLE BARIŞI’
 
Barış sürecine işaret eden Çakıroğlu, “Birincisi ve en kolayı Türk’ün Kürt ile barışı. İkincisi Türk’ün Türk’le barışı. Sünni ve Şii, Sünni ve Alevi ayrışması, çatışması. Bu son bulacak artık. Biz bugün Yavuz ile İsmail’in savaşını bitireceğiz. O yüzden İran asla ötekileştirilmemesi ve düşmanlaştırılmaması gereken bir devlet bizim için. Bu tarihi ezberi artık tarihe gömmenin vakti geldi. Tebriz bir Türk şehri. Orada yine hakeza bir Kürt şehri var. İran’la Türkiye’nin de birçok açıdan beraber hareket etmesi gereken zamanlar gelecek. Bu tarihi bir barış olacak geçiyor. Eğer Sünni ve Şii, Sünni ile Alevi barışırsa bambaşka bir iklime yine gideceğiz. Ve son olarak bu seküler – dindar çatışması, AKP-CHP özelinde yine hakeza bitirilmesi gereken önemli bir fay hattı. Bu üç büyük barış bizi Türküyle, Kürdüyle bir cihan devleti olan Türkiye’ye kavuşturacak. Zaten bizim hiçbir zaman toplumsal sözleşmemiz olmadı. Yani 24, 61 ve 82 sözleşmeleri içinde yok. Hakkı gasp eden ve halkları yok sayan bir anayasa anayasa değildir. Öyle bir anayasadan refah çıkmaz, hukuk çıkmaz, adalet çıkmaz. Türkiye’deki yargı neden bu halde? Yani adaletin tecelli etmesi gereken mahkemeler bizatihi en büyük hak gasp eden mecralara dönüştülerse, bundan sorumlu olan yegâne unsur rejimdir” dedi.
 
Komisyondan sonra basının da İmralı’ya gitmesi gerektiği kaydeden, “I·mralı’daki imkânların genişletilmesi gerekiyor. İmralı’nın diyalog kanallarının daha çok açılması gerekiyor. Bu devlet projesi diyorsun ama devlet propagandası yok. Yıllarca savaşın propagandasını dibine kadar yaptın değil mi? Her türlü istismarı, suistimali, yalanı, şunu bunu dayattın millete. Milleti zehirledin. Bugün onun panzehrini zerk etmen gerekiyor. O propaganda malzemesini neden kullanmıyorsun? O yüzden basın İmralı’ya kesinlikle gitmeli diyorum. Komisyondan sonra basın gitmeli. İmralı’nın imkânları genişletilmeli ve Öcalan’a şu fırsat verilmeli. 30 yıl önce Fatih Altaylı’ya verdiği röportaj tam olarak daha yeni yayınlanmış. Koskoca 30 yıl” diye kaydetti. 
 
’30 YIL ÖNCE İLE BUGÜN SÖYLEDİKLERİ AYNI’
 
Abdullah Öcalan’ın 30 yıl önce söyledikleri ile bugün söylediklerinin yüzde yüz aynı olduğunu aktaran Çakıroğlu, “O yüzden Anadolu çocuğu diyorum işte. Şöyle de ifade edeyim; Atatürk’ün siyasi askerî dehasının çok ötesinde. Yani ondan başkası bu kadar çekip çeviremezdi. Bu kadar siyaset oyunlarıyla, siyasetin, geniş perspektif isteyen bakış açısıyla süreci yürütmek çok zor. Atatürk bu konuda hakikaten gayet kudretli bir duruma kendisini verdi. Öcalan’ın da kendisini kudretli görmesi gibi benzedikleri noktalar var. Ama umarım gelinen nokta konusunda hiç benzemezler. Bu yüzden Öcalan’ın Türkiye için bir şans olduğunu düşünüyorum. Bir Türk milliyetçisi olarak benimle 10 yıl önce tanışsaydınız muhtemelen ben sizinle yan yana gelmek istemezdim, oturmak istemezdim. Muhtemelen siz de bana karşı aynı şekilde. Ben çok katı ve ilkel bir Türk milliyetçisiydim. Çok netim bu konuda maalesef” dedi. 
 
‘İLKEL MİLLİYETÇİLİĞİ PARAMPARÇA EDİYOR’
 
Yeni çözümlemenin ilkel milliyetçiliği paramparça ettiğini kaydeden Çakıroğlu, “Yerine demokratik milliyetçiliği koyuyor. İlkel milliyetçiliği ve bu Türkleşmiş Türklerin dayattığı şovenist milliyetçiliği yok etmemiz gerekiyor. Eşitlik göz hizasında. Ne aşağı ne yukarı. Bunun Osmanlıcılık ile uzaktan yakından alakası yok. Osmanlı zaten ağırlıklı olarak da Balkan imparatorluğu ve Türk ve Kürt’ün posasını çıkartarak bunu yapıyor. Türk’ün hem kanını emiyor hem cebindeki parayı boşaltıyor, vergi alıyor, çocuğunu alıyor askere götürüyor, Yemen’de şehit ediyor. Bu bitti, bu dönem bitti. Cumhuriyetin Anadolu’ya odaklanması kıymetliydi. Ama hatası belli bir prototip geliştirerek ve asimile ederek bunu yapmak istemesiydi. Ve buna Türklük diyorlar. Cumhuriyetin dayattığı Türklük, Türklük değil. O Türk, Türk değil, o başka bir şey. Çok suni, yapay bir şey. Hatası da buydu. Çünkü entegre kabiliyeti yüksek, asla asimile etmeyen, asimilasyona itiraz eden, eşit yurttaşlık payesine bir araya gelebilecek bir kavim Türkler. Bizim bunu yapmamız gerekiyor” şeklinde konuştu. 
 
‘EN BÜYÜK PAYEYİ CHP’YE VERİYOR’
 
Çakıroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öcalan en büyük payeyi CHP’ye veriyor, CHP’siz olmaz diye. CHP ona her türlü lafı söylüyor negatif anlamda ama ona rağmen CHP’den vazgeçmeyen bir Öcalan var. Buna rağmen Özgür Bey ve ekibi İmralı konusunda tereddüt gösteriyor. CHP İmralı’ya DEM’den bile önce gitmesi gereken parti. Özgür Özel’in yerinde olsam bizzat giderim İmralı’ya. Bizzat heyetin başı ben olacağım derim. Orada Abdullah Öcalan’la tartışırım. Ama Abdullah Öcalan’la Özgür Özel tartışırken Özgür Özel’in tartışacak bir fikriyatı var mı? Bu konu muğlak. Zaten temel problemlerden bir tanesi de o. Türkiye’deki siyasi parti liderlerinin teori ve pratikteki zayıflıkları.
 
Benim derdim hak. Hakkı gözeteceksin, hakikati konuşacaksın ve halkla beraber olacaksın. Ben Muhteşem Yüzyıl istiyorum. Biz, bizim olana sahip çıkmıyoruz. HDP bizim, SDG Şam’ın değil bizim, Erbil, Süleymaniye bizim, Kandil bizim. Bizim olana, bizimle olana biz sahip çıkalım. Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir. Derdim sürekli hakkın gasp edilmesi, hakikatin yok sayılması ve halka zulmedilmesidir. Benim derdim bu bozuk düzenin değişmesi adına karınca kararınca mücadele edebilmek… Nemrut’un ateşine su götürüyorum. Başka bir şey yapmıyorum.”

Diğer başlıklar

16/12/2025
23:36 İstanbul Valiliği’nin yasakları hukuka aykırı bulundu
22:53 Bismîl’de Barış ve Demokratik Toplum Buluşmalarına çağrı
22:48 Konya’da iş cinayeti
22:34 DEM Parti milletvekilleri: Yanlış politikaların dönüşü kaos oluyor
21:31 Koma Amed Ankara'da konser verecek
20:57 Humus ve Lazkiye’de Alevi yurttaşlar kaçırılıyor
20:22 İsrail cezaevlerinde 9 bin 300 Filistinli tutuluyor
19:59 Tülay Hatimoğulları: Demokratik seviyenin hukuki bir sürece kavuşmasını istiyoruz
19:41 Suriye Geçiş Hükümeti QSD’ye saldırdı
19:36 223 işçinin direnişi 140'ıncı gününde
18:52 ‘KCK Basın Davası’ ertelendi
18:49 İnsan Hakları Haftası etkinlikleri sürüyor
17:57 Suriye Geçiş Hükümeti, uluslararası hukuk uzmanını tutukladı
17:09 Gazeteci Aykol'un tedavisi devam ediyor
17:04 Arkaş : Her iki taraf da hakikatle yüzleşmeli
16:46 İran’da bir tutsak dudaklarını dikerek açlık grevine başladı
15:55 PFDK 224 futbolcu ve 24 hakeme daha bahis cezası verdi
15:33 Ahmet Özer’den DEM Parti’ye ziyaret: Süreç tarihidir
15:01 Agirî’de görkemli halk buluşması: Sürecin yol haritası manifestodur
14:45 HPG'li Hacı Başaran'ın taziyesine kitlesel ziyaret
14:43 Sağlıkçılar ısrarlı: Eziyet yönetmeliği geri çekilsin
14:37 İHD’den tutsaklara dayanışma kartı
14:36 Berfin Nûrhaq ve Sema Roza İzmir'de anıldı
14:14 ‘İnsan hakları savunucusu Suna Bilgin tahliye edilsin’
14:03 Cezaevi raporu: Kelepçeli muayene, ağız içi arama, ilaç verilmemesi, tehdit
14:02 Mali Müşavirlerden yetkilerinin devredilmesine tepki
13:45 Komünal çalışmanın ürünü Ronahî Halkevi açıldı
13:43 Bozan'dan kelepçeli tedaiye tepki: İşkence ve kötü muameledir
13:20 5 gazetecinin adli kontrol tedbiri kaldırıldı
12:47 DEM Parti İmralı Heyeti ile AKP görüşmesinin tarihi belli oldu
12:40 ‘Umut ve özgürlük’ mitingi düzenlenecek
11:56 Sancar: Gündemimizde olan barış yasasıdır
Davutoğlu: Türkiye içindeki yasal düzenlemeler süratle yapılmalı
11:55 İşçilerin eylemleri 9'uncu gününde
11:54 İstanbul'da ev baskınlarında 12 kişi gözaltına alındı
11:32 Ayşe Şan Amed'de çeşitli etkinliklerle anılacak
11:01 DEM Parti ve AKP milletvekilleri Wan’ın sorunları için bir araya geldi
10:26 Bir mezar hasreti: Nazım ve Cihan'ın köşesi
10:19 İmralı Heyeti ile Gelecek Partisi görüşmesi başladı
09:41 Aykol tutsakların sesi olmaya devam ediyor: Hücre cezasından beraat etti ama tahliyesi engellendi
09:36 İlçeden geçen uluslararası yol tehlike saçıyor
09:35 Kayyımın bitmeyen 12 milyon TL'lik mezbahası!
09:26 Rojhilat Aksoy: Festivalde komün ruhu oluştu
09:25 Nazım'ın gülüşünde devrim gizliydi
09:25 Doğa talanına karşın palamut ekimi
09:19 Sait Yıldırım’ın tahliyesi ‘örgütsel’ konuştuğu iddiasıyla engellendi
09:17 Çilek üreticileri: İthalat durdurulmazsa üretici ayakta kalamaz
09:14 Şiddet uygulayan zabıtalar mağdur, kendisi şüpheli oldu
09:11 Kooperatifçilikle geçinen köyde 92 yıldır tiyatro sahnesi kuruluyor
09:08 Aydın'dan çağrı: Bütçe halka ayrılsın
09:04 Türkiye hangi ‘özerklik’ maddelerinde çekimser?
09:02 2025 Ekoloji Karnesi: Dünya yok oluşa gidiyor
09:00 16 ARALIK 2025 GÜNDEMİ
08:17 Meteoroloji'den sağanak ve kar yağışı uyarısı
08:07 GAİN'e operasyon: Şirket yetkilileri gözaltında, TMSF kayyım olarak atandı
15/12/2025
23:41 BES-AR: Asgari ücretle insanca yaşam mümkün değil
23:36 Buğday silosunun altında kalan işçi hayatını kaybetti
21:52 Tom Barrack ile Netanyahu görüştü
21:07 Xarpêt’ta iş cinayeti
21:04 Paramiliter grupların işkence ettiği Efrînli hayatını kaybetti
21:01 Wan’da engellilerle atölye çalışması
20:58 Erciyes Üniversitesi’nde bir kadın katledilmek istendi
20:34 ATK raporlarının kadın davalarındaki rolü: Asıl sorun sistemde
20:15 Gülderen Varlı: Kayyımların usulsüzlükleri Şam'a kadar yol olur
20:04 DEM Partili Uçar: Norm dışı devlet hala devrede
19:57 Sel sonrası Endonezya’dan 'orman ruhsatı' hamlesi
19:48 Rojava Kadın Platformu’ndan sel mağdurları için yardım çağrısı
19:43 DEM Parti milletvekilleri: Asker ve polisler çetelerle işbirliği yapıyor
19:33 Sevcan Demir'i katleden faile ağırlaştırılmış müebbet istendi
19:25 Erdoğan: Ayrıştırıcı söylemlere izin vermeyeceğiz
18:15 İran'da 1’i çocuk 4 Kürt yurttaş gözaltına alındı
18:08 Suudi Arabistan’da 340 kişi idam edildi
18:04 Okul müdürü, öğrenciyi darp etti
18:00 Adana Kadın Platformu: Meclis’teki çocuk istismarının üstü örtülmesin
17:15 İsrail saldırılarında 70 bin 665 kişi hayatını kaybetti
17:09 Sincan Cezaevi'ndeki şüpheli ölüm için soruşturma talebi
17:06 Siyasi tutsaklara üzerinde ‘İtirafçı sol terör örgütü’ yazılı kimlik dayatması
17:04 Adalet Bakanlığı önünden seslendiler: Hakan Tosun’a ne oldu?
17:00 Arkaş: Demokratik cumhuriyete entegreye varız
16:44 Kayyım müdürünün ‘para’ dağıttığı görüntüler için Bakanlığa çağrı
16:28 KAYY-DER'den 'Gaxand Gecesi'
15:51 Gazeteci Aykol'a bir kez daha kan takviyesi yapıldı
15:49 Tülay Hatimoğulları: Yasal düzenlemeler bir an önce yapılmalı
15:32 'Umut hakkı mutlaka güvenceye kavuşturulmalı'
15:12 Wan’daki halk buluşmasına binler katıldı: Mücadelemiz Önder Apo’nun fiziki özgürlüğüyle sonuçlanacak
15:00 Berfîn Nûrhaq ve Sema Roza Mêrdîn ve Amed'de anıldı
14:12 Kazanhan'ı katleden polis 11 yıldır yakalanamıyor
14:00 5 No'lu'daki katliam ve işkencelerle yüzleşme çağrısı
12:37 Hatay'da 4.2 büyüklüğünde deprem
12:35 Aykol’a mektup: Bizim dünyamızda en çok sen varsın
12:20 'Silahların susması başlangıçtır, hedef pozitif barış'
11:52 İmralı Heyeti, Davutoğlu ile görüşecek
11:37 BİSAM Raporu: Yoksulluk sınırı 94 bin 393 lira
11:30 DEM Parti İmralı Heyeti ile Özel görüşmesi ertelendi
11:25 İnşaat çalışanı artı, sanayininki düştü
11:00 Gazeteci Kurt'un tahliyesinin ertelenmesi kararına itiraz reddedildi
10:32 Nazım Daşdan ve Cihan Bilgin anılacak
10:27 Ekmek ve barış için yürüyenler: Savaşa değil, barışa yatırım yapılsın
09:32 Avustralya'daki silahlı saldırıda ölü sayısı 15'e yükseldi
09:07 Prof. Jorge Riechmann: Abdullah Öcalan’ın adımları yeni barış yolları açtı
09:05 Kirli havadan 230 kişi ölmüştü: Nedeni doğa talanıdır, dur denilmeli
09:04 Halkın süreçten ortak beklentisi: Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü
09:01 Barış Anneleri: Abdullah Öcalan halkıyla beraber olmalı
09:00 15 ARALIK 2025 GÜNDEMİ
08:55 Serhat Bölgesi yağışlara teslim: Sıcaklıklar 4 derece düşüyor
08:36 Xwebûn Gazetesi’nin yeni sayısı ‘Licê’de özel savaş' manşetiyle çıktı
14/12/2025
23:56 İdlib'de Geçiş Hükümeti devriyesine saldırı: 4 ölü
23:18 Osmaniye’de kaza: 3 kişi hayatın kaybetti
21:31 3. Amed Uluslararası Film Festivali ödüllerle son buldu
21:02 Tom Barrack: Suriye'deki saldırı karşılıksız kalmayacak
20:55 Gazeteci Osman Çaklı serbest bırakıldı
20:46 Belediye Başkanı Gülşah Durbay hayatını kaybetti
20:22 Wan’da müzik festivalinde renkli görüntüler
20:08 Yaşamını yitiren Karabaş için anma
20:05 Kaldıraç'tan Eroğlu ve Akdoğdu için anma
18:23 'Demokrasiye sahip çıkıp, sürecin önemini bilmeliyiz'
18:12 Gazeteci Aykol iki aydır yoğun bakımda
17:44 Antalya’da 'Geçinemiyoruz' mitingi: Bu bütçe emeğin değil sermayenin
17:40 Polis, buluşma ardından posterlere el koydu
17:35 Asgari Ücret İnisiyatifi: Asgari ücret yılda dört kez güncellenmeli
17:03 ‘Mısır Koçanlarını Kızartan Koku’ kitabının imza etkinliği düzenlendi
16:46 DBP Eş Genel Başkanı Bayındır: Kürtlerin özgürlüğü çok yakındır
16:19 Mûş'ta halk buluşması: Süreci başarıya ulaştıracağız
16:03 Yanan bölgede 5 bin palamut ekildi
15:52 3’üncü Amed Film Festivali film gösterimleriyle sürüyor
15:51 Mersin’de bağımlılıkla mücadele atölyesi
14:56 'Ekmek ve Barış' yürüyüşçüleri Ankara’da: Savaşa değil halka, emekçiye bütçe
14:48 Sokağa çıkma yasaklarında yaşamını yitirenler anıldı
14:36 'Komün ve meclisler ekmek ve su kadar gereklidir'
14:08 Cizîr ve Êlih'te kurulan taziyelere kitlesel ziyaret
14:05 Ömer Öcalan: Önder Apo 'Her evde Kürtçe konuşulmalı' diyor
13:41 Avustralya’da silahlı saldırı: En az 10 ölü
13:36 Ailesinden 4 kişiyi kaybeden tutsak Rukiye Fidan taziyeye götürüldü
13:26 'Uyuşturucu ve fuhşa karşı birlikte mücadele edecek, birlikte kazanacağız'
13:15 AB ve HRW’den İran’a Nergîs Muhammedi için çağrı
11:56 Pervin Buldan: Yasal düzenlemeleri yapma zamanı
11:42 Taliban eğitimcileri tutukladı
11:18 'Şam'la uzlaşı sağlamaya çalışıyoruz, Türkiye müdahale ediyor'
10:58 Roboskî'de şüpheli ölüm
10:54 Bayındır: AKP'nin raporu cesur ve kararlı adımlardan uzak
10:05 Jin dergi yeni sayısında ‘kadın mücadelesine’ odaklandı
09:40 Karadeniz ve Marmara için yağış uyarısı
09:36 İtalyan akademisyen: Kürtlerin barış isteğini büyük umutla destekliyorum
09:31 ABD’de üniversitede silahlı saldırı: En az 2 ölü
09:06 EPSU Temsilcisi Centellas: İşçi hareketi ve sendikalar süreçte rol üstlenmeli
09:05 Öğrencilerden Kürtçe eğitim komünü
09:04 ‘Cezaevleri sürecin samimiyet testidir’
09:03 7 kadın bir araya gelerek kapanma noktasına gelen kooperatifi yeniden üretime geçirdi
09:01 32 yıldır yasaklı köylerine yılda bir kez gidebiliyorlar: PKK gerekçeniz de kalmadı
09:00 'Türk'ün gücünü göreceksin' işkencesi: Tutsakları yıldırma politikasıdır
09:00 14 ARALIK 2025 GÜNDEMİ