Şizofreni hastası tutsak Çerçel için çağrı

Paylaş:
ANKARA - Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, şizofreni hastanı tutsak Yılmaz Çerçel'in tedaviye erişiminin koşulsuz ve kesintisiz sağlanması çağrısı yaptı. 
 
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 592'nci haftasında da bir araya geldi. Sakarya Meydanı'nda bir araya gelen inisiyatif üyeleri, Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi'nde bulunan Yılmaz Çerçel'in durumuna dikkat çekti. Açıklamada "Hasta tutsaklar serbest bırakılsın" ve "Tecrit işkencedir tecrite son" sloganları atıldı. Burada inisiyatif adına açıklama yapan İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eşbaşkanı Ömer Faruk Yazmacı, hasta tutsak Çerçel'in şizofreni tanısına ek olarak sol elini kullanamadığını, çok ağır diş sorunları yaşamakta olup günlük yaşamını bir başkasının desteği olmaksızın sürdüremediğini belirtti.
 
Çerçel'in infazının bir yıldır üçer aylık sürelerle uzatıldığına dikkat çeken Yazmacı, "Dosyada bulunan durum bildirir raporlar dahi Çerçel’in 'organik olmayan psikoz' tanılarını kayda geçirmekle birlikte (aktif psikotik belirti yokluğu ve cezaevinde 3 ayda bir kontrol önerisi gibi ifadeler eşliğinde) R tipi kuruma sevk gerekmediğini, özbakımını 'kendisi yapabildiğini' ve 'tek başına idame ettirebileceğini' belirtmiştir. Bu ifadeler; en azından rapor tarihleri, kurul bileşimi ve sonuç cümleleri bakımından dosyada yer almaktadır ve İGK kararlarına dayanak yapılmaktadır. Ne var ki Çerçel’in klinik gerçekliği, dışarıdan yardım almaksızın yaşamını sürdürmesinin fiilen mümkün olmadığını göstermektedir: sol elini kullanamaması, ağır diş problemleri, sık tekrarlayan psikiyatrik alevlenmeler, her gün çok sayıda (yaklaşık 10) ilacın kullanılması ve düzenli aile hekimi ile ayda en az bir kez Eskişehir Şehir Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğine sevk edilmesi bu tabloyu doğrulamaktadır" şeklinde konuştu.
 
'İGK ÖNCESİ ENJEKSİYON UYGULANIYOR'
 
Çerçel'in aile görüşlerinde aktardığına göre İGK'ye çıkarılmadan önce kısa süreli etkili enjeksiyon uygulandığını ifade eden Yazmacı, "Enjeksiyonlar kısa süreli 'kontrol' ve 'düzgün görünüm' sağlamış; bu geçici hâl 'tek başına idame' gibi kalıcı bir yargıya dönüştürülmüştür. Hekimlik etiği açısından geçici farmakolojik etkilerin iyi hâl/özbakım kapasitesine kalıcı delil yapılması kabul edilemezdir. Dahası, raporlardaki 'R tipi gerekmez/infaz geriye bırakılmaz/tek başına idame ettirir' kalıplarının, kapsamlı nöropsikiyatrik işlevsellik değerlendirmesi ve sosyal uyum verileri olmaksızın tekrarlanması, kırılgan bir hastada ağır risk yaratmaktadır. Ayrıca,'iyi hâl' incelemelerinde pişmanlık beyanının tek ve belirleyici ölçüt hâline getirilmesi; sağlık durumunu görmezden gelen, idari süreci cezalandırıcı bir araca dönüştüren ve hukuk güvenliğini zedeleyen bir uygulamadır. Bu yaklaşım, özellikle ağır ve süreğen ruhsal hastalığı bulunan mahpuslar üzerinde baskı ve yıldırma etkisi doğurmakta; aralıksız infaz uzatmalarıyla birlikte bakıldığında insan onurunu zedeleyen muamele niteliğine bürünmektedir" dedi.
 
Yazmacı, hasta tutsak Çerçel'in tedaviye erişiminin koşulsuz ve kesintisiz sağlaması ve pişmanlık dayatmasına son verilmesi çağrısında bulunarak konuşmasını tamamladı. Açıklama sloganlarla sonlandı.